Sayfalar

Kategoriler

Sağlık Bilgileri

Halsizlik ve Mide Bulantısı

Halsizlik ve mide bulantısını soru cevap şeklinde açıklayacak olursak; bir internet sitesinde okuduğum halsizliğinden ve sürekli mide bulantısından şikayet eden kullanıcıya verilen cevapla birlikte paylaşıyorum.

Soru: Mide bulantım ve aşırı derecede halsizliğim vardı. Daha sonra buna ishal ve idrara cıkarken yanma eklendi.Doktora gittigimde idrar ve kan tahlili yapildi.Kan tahlilinde WBC değeri 13.8 ve GRA# 10.9 çıktı.Doktor debridat ve buscopan verdi.İshal ve idrara cıkarkenki şikayetim geçti.Fakat mide bulantım ve halsizliğim hala devam etmekte.En ufak bir harekette kendimi cok yorgun hissediyorum ve devamlı yatıyorum.İlginiz için şimdiden teşekkürler.

Cevap: Değerlerinizde bir enfeksiyon olduğu gözleniyor o yüzden bu enfeksiyon ishal kaynaklı olabilir testi tekrar edip kontrol etmek lazım mide bulantısı ise hafif olgularda genelde herhangi bir tedavi uygulanmazken sadece basit önlemler ile olay atlatılmaya çalışılır.

1 Bulantıyı tetikleyen sigara, yemek, parfüm kokusu gibi faktörlerden uzak durmak

2 Öğün sayısını altıya çıkarmak, az ama sık aralıklarla yemek yemek. Midenin boş kalmasına izin vermemek

3 Bulantı hissedildiği anda beyaz leblebi, tuzlu kraker, peksimet, kuru ekmek gibi besin madderi yemek

4 Uyandıktan sonra yataktan kalkmadan önce kraker gibi kuru birşeyler yiyip bir süre yatakta dinlendikten sonra kalkmak

5 Yemek aralarında yeterli sıvı almak

6 Gün içinde zaman zaman mola vererek dinlenmek gibi basit önlemlerdir.

papatya çayı, zencefil, nane gibi bazı bitkilerin de yakınmaları azalttığı bilinmektedir.

Son zamanlarda bulantılar için bileklikler piyasada satılmaya başlamıştır. Bu bilekliklerin bileğin iç kısmına hafif bir basınç uygulayarak bulantıları giderdiği ileri sürülmektedir.

Akupunkturun bir varyantı olan acupressure temeline dayanan bu bilekliklerden yarar gördüğünü ileri süren pekçok kişi olmakla birlikte bilimsel olarak kanıtlanmış bir veri yoktur. Ancak bu bilekliklerin herhangi bir zararının olmadığı da göz önüne alınırsa kullanılmasında hiç bir sakınca yoktur.

Bu dönemde 3-4 kilo kaybedilmesi çok önemli bir sorun yaratmaz. Kişi canı ne istiyorsa ve ne yiyebiliyorsa onu yemelidir. Önemli olan kusmaların az olması ve sıvı kaybı olmamasıdır.

Bu önlemler ile yakınmaların azalmadığı olgularda ilaç tedavisi gündeme gelir

En sık kullanılan ilaçlar bulantı gidericiler ve antihistaminiklerdir.

Her bulantı giderici ilaç hamilelikte kullanılmaz ancak kullanılabilen ilaçlar yıllardır denenen ve bebek üzerinde olumsuz bir etkisi saptanmayan ilaçlardır. Bazı anne adayları doktorlarının önerisine rağmen ilaç kullanmaktan çekinmektedirler. Bu son derece yanlış bir davranış şeklidir

Kullanılan diğer ilaç grubu ise B6 ve B12 vitaminleridir.

Ağzıdan alınan ilaç tedavisine cevap vermeyen, kişinin ağzıdan beslenemediği ve sıvı alamadığı nadir görülen şiddetli durumlarda ve 10’dan fazla kilo kaybı görülen olgularda ise hastaneye yatırılarak tedavi gündeme gelir.

Burada amaç kişinin sıvı ve elektrolit açığını kapatmaktır. Bu amaçla damar yolu açılarak sıvı desteği sağlanır. Verilen sıvıların sodyum, potasyum ve klor gibi elektrolitlerden ve asit-baz dengesini sağlayıcı maddelerden dengeli miktarda içermesi gereklidir. Kişinin enerji gereksinimini de karşılamak amacıyla elektrolitlerin yanısıra karbonhidrat da içeren sıvılar tercih edillir.

Sıvı içerisine genelde B6-B12 vitaminleri de eklenir. Bulantı giderici ilaçlar da kalçadan, ya da sıvı içerisinde verilir.

Bulantı ve kusma kesilene kadar hastaya ağız yoluyla herhangi birşey verilmez. daha sonra ise diyetisyen tarafından planlanan hiperemesis dietine geçilir. Kişi ağızdan sıvı ve gıda alımını tolere ettikten sonra ise normal beslenmeye geçillir.

Bu destekleyici tedavi ile genelde 2-3 gün içinde tablo hızla düzelir ve hasta ağızdan beslenebilecek hale gelir ve taburcu edilir. Bazı durumlarda hastanın birkaç kere bu şekilde hastanede tedavi edilmesi gerekebilir.

Destekleyici tedaviye cevap vermeyen olgularda ise ek önlemler alınır. Hastanın loş bir odada yatırılarak ziyaret yasağı konabilir. Hatta bazı durumlarda birkaç gün süreyle eşinin bile ziyaretine izin verilmeyebilir. Ağzıdan hiçbir şekilde beslenemeyen kişilerde özel damar yolu açılarak total parenteral nutrisyon adı verilen tedavi uygulanır ve gereksinim duyulan karbonhidrat, protein ve yağ solüsyon şeklinde bu damar yolundan verilir.


Diğer Konular


  • 300 milyon insanı etkiliyen hastalık

  • Periton

  • Dis Gebelik ve Belirtileri

  • Ejakülasyon

  • Solucan Hastalığı

  • TİFO 2



  • Okunma: 12931 | Oy: 19 | Yazar:
    Değerlendir:
    1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
    Arkadaşına Gönder      Yazdır
     

    Yorumlar

    Henüz yorum yazılmamış. İlk yorum yazan siz olmak istermisiniz ?

    Yorum Yaz

    Adınız :
    E-mail Adresiniz :
    Yorumunuz :
    Güvenlik Kodu :

    Yeni Eklenenler

    İstatislikler

    saglikbelirtileri.com
    Zayıflamak